Yorulduk Ama Eksilmedik: Türkiye’de Kadınlığın İçsel Sesi
Bu yazıyı bir psikolog olarak, aynı zamanda bir dinleyici ve yol arkadaşı olarak yazıyorum. Türkiye’de kadın olmak, birçok katmanı olan bir deneyim; bazen neşet eden umutlarla, bazen de sınayan zorluklarla dolu. Bu satırlar, suçlayıcı bir dilden uzak; seni, içindeki gücü hatırlamaya davet eden bir çağrıdır. Sabahları uyanıp aynaya baktığında, yüzünde bir yorgunluk olabilir. O yorgunluk, çoğu zaman kadınlığın yüklerinden, rol çakışmalarından ve beklenmedik sorumluluklardan doğar. Ama bilmeni isterim ki; o yorgunluk, senin değerini azaltmaz — aksine senin insan olduğunu hatırlatır. Kendine Sorular Sor, Korkmadan “Ben kimim?” sorusunu sormak cesaret ister. Rol ve unvanların arasından ‘sen’i bulmak bazen kaybolmak gibidir. Küçük adımlarla başla: Gün içinde ne seni mutlu ediyor? Hangi sesler seni yıpratıyor? Bu sorular, kimlik keşfinin kapılarını açan anahtarlar. Sınırlar Koymak Hak, Savunmak Lütuf Değil Sınır koymak; bencillik değil, sağlıklı bir hayata davettir. Her “hayır” bir özgür...