Çocukluğum Yetişkinliğimi Nasıl Etkiliyor?

 



Çocukluğum Yetişkinliğimi Nasıl Etkiliyor?

Birçok insan yetişkinlikte yaşadığı sorunların yalnızca bugünkü olaylardan kaynaklandığını düşünür.

Ancak psikoloji bize farklı bir şey söyler:

Yetişkinlikte yaşadığımız birçok duygu, ilişki ve davranış biçimi çocuklukta atılan temeller üzerinde şekillenir.

Çünkü çocukluk yalnızca geçmişte yaşanmış bir dönem değildir.

Çocukluk, bugün dünyayı nasıl gördüğümüzü belirleyen görünmez bir haritadır.

Çocukluk Geçmişte Kalmaz

Bir çocuk büyür, bedeni değişir, yıllar geçer.

Fakat çocuklukta öğrenilen birçok duygu ve inanç sinir sisteminde yaşamaya devam eder.

Çocukken yaşadığımız deneyimler beynimize şu soruların cevaplarını öğretir:

"Dünya güvenli bir yer mi?"

"İnsanlara güvenebilir miyim?"

"Sevilmeye değer miyim?"

"Hata yaptığımda ne olur?"

Bu soruların cevapları çoğu zaman yetişkinlikteki davranışlarımızın temelini oluşturur.

Çocuklukta Öğrenilenler Yetişkinlikte Otomatikleşir

Çocuklukta öğrenilen birçok şey bilinçli olarak hatırlanmaz.

Ancak davranış olarak ortaya çıkar.

Örneğin sürekli eleştirilen bir çocuk, yetişkin olduğunda kendini sürekli yetersiz hissedebilir.

Duyguları önemsenmeyen bir çocuk, ileride duygularını ifade etmekte zorlanabilir.

Sevginin koşullu olduğu bir ortamda büyüyen biri ise sürekli onay arayabilir.

Bunlar bilinçli tercihler değil, öğrenilmiş yaşam stratejileridir.

İlişkilerde Çocukluğumuz Konuşur

Birçok insan ilişki problemlerinin yalnızca partnerinden kaynaklandığını düşünür.

Oysa ilişkiler, çocuklukta öğrenilen bağlanma biçimlerini görünür hale getirir.

Yakınlık kurmaktan korkmak...

Terk edilmekten aşırı kaygılanmak...

Sürekli onay beklemek...

İnsanlara güvenmekte zorlanmak...

Bunların önemli bir kısmı çocuklukta şekillenen bağlanma deneyimlerinin yansımaları olabilir.

Yetişkin ilişkilerinde çoğu zaman sadece partnerimizle değil, geçmişimizle de karşılaşırız.

İç Sesimizin Kaynağı Çocukluk Olabilir

Kendinize nasıl konuşuyorsunuz?

Bir hata yaptığınızda destekleyici mi davranıyorsunuz, yoksa acımasızca mı eleştiriyorsunuz?

Birçok kişinin iç sesi, çocuklukta maruz kaldığı seslerin devamıdır.

Çocukken sık duyulan eleştiriler zamanla iç eleştirmene dönüşebilir.

Sürekli desteklenen bir çocuk ise yetişkinlikte daha güçlü bir öz güven geliştirebilir.

Dışarıdaki sesler susar.

Ama içimizdeki kayıtlar konuşmaya devam eder.

Sinir Sistemi Çocuklukta Şekillenir

Çocukluk yalnızca psikolojik değil, biyolojik bir süreçtir.

Sinir sistemi, erken yaşlarda çevresine uyum sağlayacak şekilde gelişir.

Eğer çocuk sürekli stresli, öngörülemez veya güvensiz bir ortamda büyümüşse beden tetikte kalmayı öğrenebilir.

Yıllar sonra kişi gerçek bir tehlike olmasa bile kaygı yaşayabilir.

Çünkü sinir sistemi geçmişte öğrendiği güvenlik stratejilerini sürdürmeye çalışır.

Geçmişimizi Değiştiremeyiz Ama Etkilerini Dönüştürebiliriz

Çocukluğun yetişkinliği etkilemesi, kaderin yazıldığı anlamına gelmez.

İnsan beyni yaşam boyunca değişme kapasitesine sahiptir.

Farkındalık, terapi, sağlıklı ilişkiler ve yeni deneyimler sayesinde eski kalıplar yeniden şekillenebilir.

Geçmişimizi silemeyiz.

Ancak geçmişin bugün üzerindeki etkisini dönüştürebiliriz.

Sonuç

Çocukluk, yetişkinliğin sessiz mimarıdır.

Bugün verdiğimiz birçok tepki, kurduğumuz ilişkiler ve kendimizle konuşma biçimimiz geçmiş deneyimlerin izlerini taşır.

Bu nedenle kendimizi anlamaya çalışırken yalnızca bugüne değil, geldiğimiz yere de bakmak gerekir.

Çünkü bazen yetişkinlikte çözemediğimiz bir düğümün ucu, yıllar önce çocuklukta atılmış olabilir.

Ve iyileşme çoğu zaman o düğümü fark ettiğimiz yerde başlar.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cebine Koymak İstemeyeceğin Bir Şeyi Doğaya Atma

Hayattaki Tıkanıklıklar Bir Son Değil, Yeni Bir Başlangıcın Habercisidir

Liminal Dönem: İnsan Hayatının En Sessiz Ama En Güçlü Eşiği