Geçmişi Neden Bırakamıyorum?
Geçmişi Neden Bırakamıyorum?
Hepimizin geçmişinde iz bırakan olaylar vardır.
Biten ilişkiler...
Kaçırılan fırsatlar...
Söylenemeyen sözler...
Yaşanan hayal kırıklıkları...
Bazen yıllar geçmesine rağmen zihnimiz hâlâ aynı anılara döner.
Ve kendimize şu soruyu sorarız:
"Neden geçmişi bırakamıyorum?"
Zaman Geçmesi Her Zaman İyileşmek Demek Değildir
Toplumda sık duyduğumuz bir cümle vardır:
"Zaman her şeyin ilacıdır."
Oysa psikolojik açıdan bakıldığında zaman tek başına yeterli değildir.
Çünkü bazı olaylar yalnızca yaşanmaz, sinir sisteminde kayıt altına alınır.
Bu nedenle takvim ilerlese bile duygular aynı yoğunlukta kalabilir.
Sorun geçmişin geçmemesi değildir.
Sorun, yaşanan deneyimin hâlâ tamamlanmamış olmasıdır.
Zihin Tamamlanmayan Hikâyeleri Bırakmak İstemez
İnsan zihni yarım kalan şeyleri tamamlamaya eğilimlidir.
Cevapsız kalan sorular...
Kapanmayan ilişkiler...
Anlamlandırılamayan olaylar...
Beyin bunları tekrar tekrar gündeme getirir.
Çünkü zihnin amacı unutmak değil, çözmektir.
Bu yüzden geçmişe dönmek çoğu zaman takıntı değil, anlam arayışıdır.
Aslında Olayı Değil, Duyguyu Taşıyoruz
Birçok insan geçmişte yaşadığı olayı unutamadığını düşünür.
Oysa çoğu zaman unutamadığımız şey olayın kendisi değildir.
O olay sırasında yaşadığımız duygudur.
İhanete uğrayan biri yalnızca yaşanan olayı değil;
güven kaybını taşır.
Terk edilen biri yalnızca ayrılığı değil;
değersizlik hissini taşır.
Aşağılanan biri yalnızca söylenen sözleri değil;
utancı taşır.
Bu nedenle geçmiş bazen bir anı değil, taşınan bir duygudur.
Sinir Sistemi Güvende Hissetmediğinde Geçmişe Döner
Beyin ve sinir sistemi temel olarak güvenlik arar.
Yaşanan bir olay tam olarak işlenmediyse sistem onu sürekli gündemde tutabilir.
Çünkü zihnin mantığı şudur:
"Bu deneyimden yeterince öğrenmedik. Bir daha yaşanmaması için hatırlamalıyız."
Bu nedenle bazı anılar unutulmak yerine tekrar tekrar hatırlanır.
Aslında amaç acı çekmek değil, korunmaktır.
Bırakmak Unutmak Değildir
Birçok insan geçmişi bırakmanın unutmak olduğunu düşünür.
Oysa sağlıklı iyileşme unutmak değildir.
Hatırladığında artık aynı acıyı yaşamamaktır.
Olayı inkâr etmek değildir.
Olayın üzerinizdeki hakimiyetini azaltmaktır.
Geçmiş silinmez.
Ama geçmişin bugünü yönetmesine izin vermemek mümkündür.
Kendimize Kızmak Süreci Uzatabilir
"Artık bunu düşünmemeliyim."
"Hâlâ neden etkileniyorum?"
"Normal insanların çoktan atlatması gerekirdi."
Bu tür cümleler iyileşmeyi hızlandırmaz.
Tam tersine kişinin kendi acısıyla savaşmasına neden olur.
Oysa iyileşme çoğu zaman savaşmakla değil, anlamakla başlar.
Sonuç
Geçmişi bırakamıyor olmanız zayıf olduğunuz anlamına gelmez.
Belki de içinizde hâlâ görülmek isteyen bir duygu vardır.
Belki anlaşılmamış bir kırgınlık...
Belki tamamlanmamış bir yas...
Belki de kendinize göstermediğiniz bir şefkat...
Geçmiş bazen peşimizi bırakmaz.
Çünkü anlatmak istediği bir şey vardır.
Ve çoğu zaman iyileşme, geçmişi silmeye çalıştığımızda değil;
onun bize ne öğretmeye çalıştığını anladığımızda başlar.
Belki de soru şudur:
"Geçmişi nasıl unutabilirim?"
değil,
"Geçmiş bana ne anlatmaya çalışıyor?"

Yorumlar
Yorum Gönder