Konuşmak mı, Harekete Geçmek mi? Sinir Sisteminin Gizli Oyunu
Konuşmak mı, Harekete Geçmek mi? Sinir Sisteminin Gizli Oyunu
Günümüzde birçok insan ne yapması gerektiğini biliyor. Daha sağlıklı beslenmek, spor yapmak, yeni bir işe başlamak, kitap yazmak, ilişkisini düzeltmek veya hayatında değişiklik yapmak istiyor. Hatta bu konular hakkında saatlerce konuşabiliyor. Ancak çoğu zaman bilgi davranışa dönüşmüyor.
Peki neden?
Sorun çoğu zaman motivasyon eksikliği değildir. Sorun, sinir sisteminin eyleme hazır olup olmamasıdır.
Beyin Bilmek İçin, Sinir Sistemi Yapmak İçin Çalışır
Birçok kişi değişimin yalnızca zihinsel bir karar olduğunu düşünür. Oysa nörobilim bize farklı bir şey söylüyor:
İnsanlar düşündükleri için değil, sinir sistemlerinin izin verdiği ölçüde hareket ederler.
Bir hedef belirlemek beynin görevidir. Ancak o hedef doğrultusunda adım atabilmek için sinir sisteminin kendini güvende hissetmesi gerekir.
Sinir sistemi tehdit algıladığında, en iyi fikirler bile davranışa dönüşemez.
Sürekli Konuşmak Neden Rahatlatır?
İlginç bir şekilde bir hedef hakkında konuşmak, beyinde kısmi bir ödül hissi oluşturabilir.
Kişi yapmak istediği şeylerden bahsettikçe, zihni belirli ölçüde tatmin olur. Bu nedenle bazı insanlar yıllarca projelerini anlatır fakat bir türlü başlayamaz.
Konuşmak güvenlidir.
Plan yapmak güvenlidir.
Hayal kurmak güvenlidir.
Ancak harekete geçmek belirsizlik içerir.
Belirsizlik ise sinir sistemi tarafından potansiyel risk olarak algılanabilir.
Bu nedenle kişi farkında olmadan konuşmayı seçerken, eylemi erteleyebilir.
Harekete Geçememenin Altında Tembellik Değil, Koruma Mekanizması Olabilir
Çocukluk deneyimleri, eleştirilme korkusu, başarısızlık anıları veya geçmiş travmalar sinir sisteminin "hareket etmek tehlikelidir" şeklinde öğrenmesine neden olabilir.
Bu durumda kişi şunları söylemeye başlar:
"Henüz hazır değilim."
"Biraz daha araştırayım."
"Doğru zamanı bekliyorum."
Çoğu zaman bunlar mantıklı gerekçeler gibi görünse de altında çalışan mekanizma korunma ihtiyacıdır.
Sinir sistemi güvenlik ararken gelişim ertelenir.
Küçük Adımların Gücü
Sinir sistemi büyük sıçramalardan çok küçük ve sürdürülebilir hareketlere olumlu yanıt verir.
Bir kitap yazmak istiyorsanız ilk gün bir sayfa yazın.
Spor yapmak istiyorsanız ilk gün 10 dakika yürüyün.
Yeni bir işe başlamak istiyorsanız önce bir telefon görüşmesi yapın.
Küçük eylemler sinir sistemine şu mesajı verir:
"Tehlikede değilim. Yapabiliyorum."
Bu mesaj tekrarlandıkça güven oluşur ve hareket kapasitesi genişler.
Gerçek Değişim Konuşmakla Değil, Deneyimlemekle Başlar
Hayatını değiştiren insanlar genellikle en çok bilenler değildir.
En çok deneyenlerdir.
Çünkü sinir sistemi deneyimlerden öğrenir.
Bir davranış tekrarlandıkça yeni sinir ağları oluşur. Yeni sinir ağları oluştukça davranış kolaylaşır. Davranış kolaylaştıkça kimlik dönüşmeye başlar.
Özgüven de tam olarak burada ortaya çıkar.
Özgüven düşünerek değil, deneyimleyerek gelişir.
Sonuç
Belki de bugün ihtiyacınız olan şey yeni bir motivasyon videosu, yeni bir eğitim veya yeni bir plan değildir.
Belki ihtiyacınız olan şey, sinir sisteminize harekete geçmenin güvenli olduğunu gösterecek küçük bir adımdır.
Çünkü hayatınızı değiştiren şey ne kadar konuştuğunuz değil, attığınız ilk adımdır.
Ve bazen bir adım, yıllarca süren düşüncelerden daha güçlüdür.

Yorumlar
Yorum Gönder